Create a free blog, web site, photo album, guestbook, earn money, share things with your friends!
Login | Sign Up 
Şiir Nedir Yazım Şekilleri ve Kuralları

SERBEST ŞİİRİN YAZIMINA DAİR BAZI TESPİTLER ve TEKLİFLER




Åžiir kavramı ve ÅŸiire dair tartışmalar-sanırım- hiç bitmeyecektir. Mana, biçim ve vezin noktasında, her ÅŸair kendine göre bir fikir beyan etse de, ÅŸiirin estetik bir yapıya dayanan biçim ve ses güzelliÄŸi olduÄŸu inkar edilmez bir vakıadır. Kanaatimce devrimizin ÅŸekil(form) açısından zevki “Serbest ” ÅŸiirden yanadır; yalnız, serbest tarzın ÅŸairlerimiz tarafından yanlış anlaşıldığını düşünüyorum. İlk önce ÅŸunun bilinmesi lazım: Serbest ÅŸiir, vezinler içinde en zor olanıdır ve bu tarzı bir “başıboÅŸluk” olarak algılayanlarla, “serbest” kelimesini kendine göre yorumlayanlar yanlış yoldadırlar.

Åžiirin ciddiyetine varmazsak, yazdıklarımız bizler için bir hatıra olmaktan öteye geçemez. Amacımız, gerçekten ÅŸiir yazmaksa, okumak, araÅŸtırmak, daha önceden yazılmış ÅŸiirleri incelemek ve ÅŸairlerin “büyük”ÅŸiire ne kadar zor ulaÅŸtığını anlamak hatta tecrübe etmek lazımdır. Tabi, bunları söylerken, ÅŸairlik için olmazsa olmaz olanın, en baÅŸta, istidat olduÄŸunu belirtmeliyim. Mehmet Turan Yarar, bu konuda şöyle söylüyor: “ Ruhumuzda ÅŸairlikten eser yoksa biçim ne yapsın? ”

İlk önce şuna karar vermeliyiz: Şiiri, bütün güzellikleri içinde toplayan bir vadi olarak düşünelim. Biz, bu vadiyi uzaktan seyretmekle mi yetineceğiz? Yoksa, bu vadinin içine girip, o güzelim çiçekleri yakından görüp, o temiz havayı teneffüs mü etmek istiyoruz? Sanırım, herkes ikincisini tercih edecektir. İşte o zaman, bilgi olmadan, teknik olmadan sadece gönlümüzden gelen sesle güzel şiir yazabileceğimizi zannetmek biraz safdillilik olur. İşi tesadüflere bırakmaktansa, yeteneği olanların bunları öğrenerek ve kendilerini geliştirerek şiire devam etmelerinin daha iyi olacağını düşünüyorum. Yoksa yetenek zamanla körelebilir ve istidadımızı bilgiyle beslemezsek tekrara düşebiliriz. Bu hem şiire zaman ayıranlar, hem de Türk şiiri için bir kayıptır.

Lafı fazla uzatmadan, serbest tarzda yazdıkları şiirlerle tanınan şairlerimizin bu form içinde neler yaptığını ve neler yapılabileceğini ortaya koyalım; yalnız tespit ve tekliflerimin serbest şiir için değişmez doğrular olduğunu söyleyemem. Şairlerimizin bu örneklerden hareketle, kendilerine göre bir tarz geliştirebileceklerini düşünüyorum. Her zaman söylediğim gibi, şairler, şiirdeki teknik ve estetik yapıyı bildikten sonra, tercih ve kabullerinde serbesttir.

1- Günümüz ÅŸairlerinin, serbest tarzı kullanırken çoÄŸunlukla ÅŸiirlerini uzun yazdıklarını görüyor ve Türk ÅŸiiri adına üzülüyorum. Yanlış anlaşılmak istemem; serbest ÅŸiir uzun yazılmaz demiyorum. Demek istediÄŸim, ÅŸiiriyeti, anlam bütünlüğünü ve orijinal söyleyiÅŸi saÄŸlayabildiÄŸimiz ölçüde ÅŸiiri uzatmamızdır. Heceli ve aruzlu ÅŸiirlerin, belli bir kalıbı ve estetiÄŸi olduÄŸundan bu ÅŸiirlerde ÅŸiiriyeti saÄŸlamak kolaydır. Örnek: Han Duvarları, Monaroza...vs. gibi. Fakat, Orhan Veli’nin çok çok uzun bir ÅŸiiri yok; ÅŸiiriyeti saÄŸladığı oranda ÅŸiirleri uzun.Atilla İlhan, zaman zaman gereksiz yere ÅŸiiri uzatmış olsa da, hafızamızda yer eden ÅŸiirleri, ÅŸiiriyet saÄŸlandığı ölçüde uzun.Örnek: Ben Sana Mecburum..vs. gibi. Hülasa söylemek istediÄŸim, uzunluk ve kısalığın sadece mısra sayılarına baÄŸlı olmadığıdır; ÅŸiiri, az sözle çok ÅŸey anlatmak olarak düşünürsek, bu söylediÄŸim daha net anlaşılır.
2- GeleneÄŸimiz incelendiÄŸi zaman,-istisnalar hariç- hece ve aruzla yazılmış ÅŸiirlerin bir mısraında bulunan hece sayısının, en çok “16” olduÄŸunu görürüz. Bu, geleneÄŸin estetik noktada oluÅŸturduÄŸu bir kriterdir. Mısralarımızın “16” heceden fazla olması ÅŸiire ne zarar verir? Açıklayayım: Her dilin kendine göre bir musikisi vardır. Åžiir geleneÄŸimiz öyle rasgele kurulmamıştır. Mısra içersinde, ritim,ahenk ve sesi bozacak uygulamalardan kaçınmalıyız. “16” heceden sonrası tehlikelidir; çünkü mısramız cümleye dönebilir, ÅŸiirimiz düzyazıya yaklaÅŸabilir. Nesir ve nazım, birbirinden farklıdır ve ÅŸiirde kullanılan anlatım dolaylı, nesirde (düzyazıda) ise doÄŸrudandır. Bu konudaki örneÄŸi, Sezai Karakoç’tan seçtim: “ Onlara anlat ki insan kelimelerden ve ÅŸiirden yaratılmadı-Sen cuma gününün hürriyet kadar kutsal olduÄŸunu onlara anlat. (Kapalı Çarşı Åžiirinden) . Burada ÅŸiirin manası güzel olsa da, kanaatimce mısranın yapısı bozulmuÅŸ ve mısra cümleye dönüşmüş. Yeri gelmiÅŸken, bir mısra içersinde, üç veya daha fazla açık heceyi yan yana getirmesek, mısranın içindeki musiki artacağını ve serbest de olsa ÅŸiirin bestelenme ÅŸansının çoÄŸalacağını söylüyebilirim.
3- Serbest ÅŸiirde kafiye olmaz demeyelim ve belli ölçüler içinde ama çok fazla göze batmayacak ÅŸekilde, kafiyeyi ve ses benzerliklerini kullanalım. Bu ÅŸiirimizde hem musikiyi artıracak, hem de ÅŸiirimizin ses olarak güzelleÅŸmesini saÄŸlayacaktır. Ayrıca kafiye, ÅŸiirlerin ezberlenmesini ve akılda kalmasını da kolaylaÅŸtırır. Serbest ÅŸiir içersinde yarım kafiye de kullanılabilir ve bu ÅŸairin tercihine baÄŸlıdır. Oktay Rıfat’ın, ÅŸu mısralarını örnek olarak verebilirim: “ KasımpaÅŸa kıyıları tersane- Bir kız sevdim alimallah bir tane- Her dem sevdâlıya kız mız bahane...(İstanbul Türküsü’ÅŸiirinden)
4- Serbest ÅŸiir içersinde hecenin duraklarından da yararlanılabilir. O. Veli bile, “Anlatamıyorum” ÅŸiirine, “ AÄŸlasam sesimi duyar mısınız” diye baÅŸlıyor. Heceleri sayarsak sonuçta, 6+5 olduÄŸunu görürüz. Bu özelliÄŸi, mısraları kurarken, bazı mısralar arasında baÄŸlantıyı saÄŸlamak ve ÅŸiire bir akış kazandırmak için yapabiliriz. Cahit Sıtkı Tarancı’nın ÅŸu mısralarına bakın: “ Åžaşırdım kaldım nasıl atsam adım- Gün kasvet gece kasvet.- Bulutlar sisler içinde bunaldım- Gök mavisine hasret.”(Åžaşırdım Kaldım ÅŸiirinden) Birinci ve dördüncü mısrada 11’li; ikinci ve dördüncü mısrada 7’li hece kullanılmış. Arif Nihat Asya’nın ve O. Veli’nin serbest ÅŸiirleri incelendiÄŸinde bu örnekler çoÄŸaltılabilir.
5- Serbest ÅŸiir yazarken, aruz kalıplarını kullanmak ÅŸiir içersideki musikiyi artırır. Bu konuda, O. Veli, Arif Nihat, Behçet Necatigil, Bedri Rahmi,Cahit Külebi ve bir çok ÅŸairi örnek verebilirim. Bakın O. Veli’nin ÅŸiirlerindeki aruz kalıplarına:

O- tur-muş da bir tür- kü tut- tur- mu-şum (İstanbul Türküsü şiirinden)
Fe’û lün/ Fe’û lün/ Fe’ û lün / Fe’ lün
Ga- rip-li-ğim du-yur-ma-yın a- na-ma (İstanbul Türküsü şiirinden)
Me fâ i lün/ Me fâ i lün/ Fa i lün
El ko-nu-şur se-vi-şir-miş ba- na ne? (İstanbul Türküsü şiirinden)
Müf te i lün/ Fa i lâ tün/ Fe i lün
6- Mısra içersinde ses oyunlarına(asonans ve aliterasyon...) başvurmak, mısranın ses güzelliğini artırır. Serbest tarz şiirleriyle en çok Orhan Veli tanındığı için örneği yine ondan vereceğim:
“ İstanbul’da BoÄŸaziçi’nde,
Bir fakir Orhan Veli’yim;
Veli’nin oÄŸluyum,
Tarifsiz kederler içinde” (İstanbul Türküsü ÅŸiirinden)
Bu ÅŸiirde kullanılan sesli ve sessiz harflere bakalım: 5 tane “l”; 6 tane “a”yı rasgele kullanmış diyebilirsiniz ama 13 tane “i”yi tesadüfen kullanmıştır diyemezsiniz. Hele hele de, ilk ve son mısranın 9 hece oluÅŸuyla “ Bir fakir Orhan Veli’yim” mısraındaki aruzun “Fâilâtün Fâilün”kalıbına ne diyeceksiniz. Bunlar tesadüf olamaz herhalde.
7- Tekrarlar, ikilemeler ve rediflerden de yararlanmak, ÅŸiirin hem ses, hem de musiki gücünü artırır. Zeki Ömer Defne’nin ÅŸu mısralarına bakın:
“Ziller çalacak... Sizler derslere gireceksiniz bir bir.
Zil çalacak, ziller çalacak benin için
........
Ama ben, artık artık gidemeyeceÄŸim.” (Ziller Çalacak ÅŸiirinden)

Ya da, Cahit Külebi’nin, ÅŸu ÅŸiirindeki, mısra tekrarlarına bakın:
“Sonra âlem deÄŸiÅŸiverdi
Ayrı su, ayrı hava, ayrı toprak.
Sonra âlem değişiverdi
Ayrı su, ayrı hava, ayrı toprak.
Mevsimler ne çabuk geçiverdi
Unutmak, unutmak, unutmak.”(İstanbul ÅŸiirinden)
Arif Nihat Asya’nın, meÅŸhur “ Bayrak” ÅŸiirindeki ikilemelerin ÅŸiire kattığı güzelliÄŸe
bakın:“Işık ışık, dalga dalga bayrağım,
Senin destanını okudum, senin destanını yazacağım.”

8- Günümüz ÅŸiiri içersindeki ÅŸairler, “imge” diye bir kavramın peÅŸine düşmüşler. Bu konuyu derinlemesine araÅŸtırdım ve gördüm ki, herkesin “imge”den de anladığı farklı bir ÅŸey. Ortaya yeni bir güzellik koymak – ki bu yönüyle imge, bir anlamda hüsn-i talil sanatını hatırlatıyor- orijinal bir söylem yakalamak veya bir düşünceyi bir anlamda sembolize ederek anlatmak, imgeyi oluÅŸturuyor herhalde. Kanaatimce, bu imge denen ÅŸey, Divan ÅŸiirindeki “mazmun” kavramının, günümüzdeki çaÄŸdaÅŸ yorumudur. Bu konudaki tavsiyem ise, adına ister imge, ister mazmun diyelim, söyleyiÅŸi güzelleÅŸtiren ve anlama güç katan -ki burda anlatmak istediÄŸim, az sözle çok ÅŸey ifade etmektir- her özellik kullanılabilir. Åžair,özellikle anlatıma güç katan edebi sanatlardan mutlaka yararlanmalıdır.
9-Åžiiri süslü söyleyiÅŸten kurtulmak, sıfatlar dışında tasvir öğesi kullanmamak, sade ve basit bir anlatım tarzını “sehl-i mümteni” (Yunus’un ÅŸiirleri böyledir, anlamı, görünüşte söylenmesi kolaymış gibi görünen ama söyleyemeye kalktığımızda zorluÄŸu anlaşılan demektir.) oluÅŸturacak ÅŸekilde kullanmak da, ÅŸiire anlam ve ses güzelliÄŸi verebilir. Hepimizin, zaman zaman kullandığı bir cümleyi, O. Veli, bakın ne güzel ÅŸiirleÅŸtirmiÅŸ:
“Deli eder insanı bu dünya
Bu gece, bu yıldızlar, bu koku
Bu tepeden tırnaÄŸa çiçek açmış aÄŸaç.”
Mısra, basit gibi kurulmuş gözüküyor. Üç mısranın toplamı bir cümle aslında. Ama bunu yapabilmek, hiç de kolay değildir. İşte bir sehl-i mümteni örneği.

10- Sadece serbest deÄŸil, diÄŸer tarzları da kullanırken, ÅŸairlerimizin kelime seçimine dikkat etmesi gerekir. Gelenek iyi bilinmeli ve gelenekten, hem ÅŸekil hem de mana olarak yararlanmaya çalışılmalıdır. Åžair, ÅŸiir adına devamlı bir arayış içinde olmalıdır. Bazen tek bir mısra bile ÅŸiir olabilir. Edebiyatımız içinde bunun denemelerini, Talat Sait Halman yapmıştır; fakat tek bir mısrada ÅŸiiri yakalamak zordur, bu da bilinmeli. Bu tek mısra bazen özdeyiÅŸ yerine geçer, bazen de bir atasözü hüviyetine bürünebilir. T. Sait Halman’dan örnek:
“ Dolu dizgin giden at, nefret eder dizgininden.”

“ Mavidir renklerin en çok doÄŸup en çok boÄŸanı.”

“Bir biçim bulsa bulut kendine, aÄŸlar mıydı? ”

Bütün bu anlattıklarımla söylemek istediğim şudur:
- Serbest şiirin, ismi gibi serbest ve kolay zannedilmesi, şairlerinin çoğunun şiirlerini serbest yazmasına yol açıyor. Okumadan, araştırmadan ve belli bir birikim kazanmadan, tesadüfen, gerçek manada şiir yazılabileceğini zannetmek, safdilliliktir.
- Dergilerde ve internet sitelerinde yazılan serbest şiirleri görünce, bu işin bu kadar basit olmadığını ve şiirin, bilgiyle desteklenmesi gerektiğini anlatmak ihtiyacı duydum. Şiirin, ne kadar ciddi bir iş olduğunun bir gün anlaşılacağını düşünüyorum.
-Tekniklerin bilinip uygulanması, şiire ulaşacağımızın garantisi değildir. Teknikle bilginin birleşmesi doğal olmalı; şiir, gönlümüzden gelen sesin, estetik yapı içinde işlenmesinden doğmalıdır.
- Şairler, teknikleri kullanarak özümsemeli ve zaman içinde bu tekniklerin, doğal bir biçimde, hafızasından şiirine nasıl yansıdığını tecrübe etmelidir.
Yaptığım bu açıklamalarla, şiirin ve özellikle de serbest şiirin, neden bu kadar zor olduğunu anlatabildiysem, Türk şiiri adına görevimi yapmış sayıyorum.
Kimseye şiirin şöyle veya böyle yazılacağını söyleyemem ama yazılanların daha iyi ve okunabilir olması açısından, bu meselelerin de bilinmesi gerektiğine inanıyorum.

M.Nuri Parmaksız

Kaynak: M.Nuri Parmaksız



Date: 19 October 2007, Friday
Comments (1) | Add Comment



Comments (1)

erhantigli

Şiir, onunla temizlenir içimizdeki kir. Güzellik ülkesinin gülüdür, şair de onun bülbülü...
Åžair yazar dostunuz
(24/05/2008 10:12)

Add a new comment:
Name:
E-Mail:
Your website (if you have):
Your Message:
Security Code:


Sponsor


Latest Entries

SERBEST ŞİİRİN YAZIMINA DAİR BAZI TESPİTLER ve TEKLİFLER
SES VE AHENGİN ÖNEMİ ÜZERİNE
Şiirimizde İmge Meselesi
HECE Mİ, ARUZ MU, SERBEST Mİ?
Åžiirimiz Nereye Gidiyor?

Latest Comments

samet: pardon benim sitemede girin...
samet: hersey güzel am ayorum 0 olur...
samet: hiç güzel değil...
samet: hiç güzel değil...
yunus: ben bir gencim ÅŸiir yazarıyÄ...
 erhantigli: Åžiir, onunla temizlenir içim...

Search